Batsın bu şehir batsın
Her şey burada kalsın
Hiç bir şey almadan
Kaçar gibi, yetmez, uçar gibi
Gitmek istiyorum
Ankara’dan!
Bakmayın böyle yazdığıma. Gidişlerim histerik, dönüşlerim ağır bir Ankara bağımlılığı-
dır. Ne denirse densin seviyorum ben, doğup büyüdüğüm şehri. Tarihi yaşanmışlıkları,
Kuğulu parkı, Tunalı’sı, meydanları, yağmuru çamuru, yaz akşamları, grisi, siyasi çehresi,
sanatının büyülü dünyası, yenilenen bakışları, eskiye saygısıyla başkadır Ankara. ‘Angaralı’
terimiyle oluşan algıyı pek hoş bulmasam da, o da Ankara’nın gerçeği. ‘Ankara’lı’ ibaresiy-
le ortaya çıkıp, pavyon eğlencesini, programlara katılarak hatta bizzat bu konseptle iki
saat süren programlar yaparak ortaya basit bir eğlence koyanları esefle izlesem de, bu da
Ankara’nın bir gerçeği. Ankara’nın Dikmen’i gibi alerjik bir yapımla yaşadığım hayal kırık-
lığından bahsetmek bile istemiyorum.
Şimdi şunları söylemek isterim; herkes biraz daha saygılı olsun bu şehre, zira bu şehir
Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. ‘Angaralıyız’ söyleminden varoşluk çıkaranlar dönüp
birde kültür sanatına bakacaklar bu şehrin. Zira Ankara birçok değerli sanatçı kazandır-
mıştır bu ülkeye. Cumhuriyetin kuruluşu ve yaşanan ilklerden dem vurmayacağım bile.
Siyasetin kalbi burada atarken hangi grilikten bahsedilebilir ki; Ankara’nın grisi de özel-
dir, sevdirir her tonunu. Ankara’lı kültürlü, samimi, güvenilir, ağır başlıdır, tıpkı kenti
gibi. Anıtkabir’i, Kocatepe Cami’si, Atakule’si, Hamamönü ve Kalesi, Kızılay’ı, Ulus’u,
Samanpazarı, Çıkrıkçılar Yokuşu, Papaz’ın Bağı, vadisi, şelalesi, bu şehir her şeyiyle
özel, güzel ve asildir.
Ankara ‘Sevdiğim Şehirdir’.
Ceyla Ceylan
Engürü Dergisi Yayın Yönetmeni



