8 Mart bizim günümüz. Ne ironi ama! Erkek egemenliğinde hep ezilen, yok sayılan cins olmakla birlikte, düzeni sorgulayan 129 kadın işçinin can vermesiyle elde ettiğimiz bir günü kutluyoruz. Bugün kutlama değil anma günümüz kadınlar. Bugün kutlama değil haklarımızı kazanmak uğruna verilen çabaları hatırlama günümüz.
Kadın olmanın ayrıcalığının zorluklarla boğuşmak anlamına gelmesi ayrı bir çarpıklık. Kadın kelimesinin söylenmesi bile zor geliyor; sadece erkeklere değil, kadınlara da. Yeryüzünde iki cins var: kadın ve erkek. Hitap kelimesi olan ‘bayan’ bir cinsiyet tanımlaması değildir. Cinsel kimliğimizi dile getirmekten bu kadar korkarken, haklarımızı elde etmek de ne kadar başarılı olabiliriz. Önce ‘kadın’lığımızı söyleyeceğiz, ‘erkek’ler kadar rahat, gururlu ve kendinden memnun. Ekonomik özgürlükle bitmiyor her şey. Ekonomik özgürlüğümüzün olduğu durumlarda bile katlandıklarımız olabiliyor. Bu katlanışların sebebi ne olursa olsun, bize; güçlü olmak, yılmamak ve kendine tutunmak kalıyor. Elbette düştüğümüz, yerlerde süründüğümüz, salya sümük ağladığımız, yalnız hissettiğimiz hatta yalnız kaldığımız, tükendiğimiz anlarda yaşayacağız lakin her defasında ayağa kalkacak bir sebebimiz olacak. Yanılıyor muyum? Her daim o sebepleri bulmadık mı!
Ailenin temeli olduğumuzun farkında olup, kendimizi geliştireceğiz. Eğitim ailede başlar bileceğiz. Bilgili, kültürlü, iyi bir eğitici olacağız ki sözümüz dinlensin. Her ne kadar genlerinde farklılık olsa da kız ve erkek çocuklarımızı büyütürken, onları etkileriz ve törpüleriz. İşte bu yüzdendir ki annelik, kadınlığın nirvanasıdır. Anneliğimizi duygusallık boyutundan ziyade mantık çerçevesinde yapmalıyız. Evlatlarımız hayata ilk adımlarını bizimle atıyorlar zira.
İş dünyasında kadın varlığı hala rahatsız edici olsa da, unutmamak gerekir ki zamanla bunlar biter. Atalarımızın dediği gibi su akar yolunu bulur. Hangi alanda mücadelemiz bitmiş ki; iş dünyasında bitsin. İnsan olmanın temelinde var savaşmak. Buradan yola çıkarsak, daha kazanacağımız çok zafer olacak. Kolay değil elbette. Hayale kapılmayalım. Zaman zaman kaybedeceğimiz cepheler bizi üzecek ama vazgeçmek yok. Mücadeleye devam. Neden mi? Onlarca sebebimiz var. Oğullarımız; bizi döven, öldüren, üç paraya satan, babalarımıza, ağabeylerimize, kocalarımıza benzemesin diye. Kızlarımız; eksik etek, kaşık düşmanı, saçı uzun aklı kısa olmasın diye. Toplumun eğitim, kültür, bilgi, bilinç ve yaşam kalitesi yükselsin diye. Sızlanmadan, omuz omuza, aklımızla, becerikliliğimizle, azim ve hırsımızla; yarınlar için vereceğiz mücadelemizi. Bu bizim evlatlarımıza borcumuz.
Omuzlarımızdaki yük ağır, yolumuz çetin fakat içimizdeki kadınlık gücü hepsi için yeterli.



