ArtAnkara’da yerini alan Sanatçı Kadınlar Derneği “Mutant” adlı projesi ile 2011 yılında yaşanan
Fukuşima nükleer felaketi sonrası kelebeklerde yaşanan genetik mutasyonlar karşısında çevre ve
genetik bozulmalara dikkat çekiyor.
Haber: A.Cevat Uğraş

ArtAnkara 11.Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı başkentli sanatseverlerle buluştu. ATO Congresium’da
sanatseverleri sanat eserleri ve sanatçılarla buluşturan ArtAnkara sanatın evrenselliğini de yansıtan
başkentin önemli çağdaş sanat etkinliği niteliğini taşıyor.
ArtAnkara’nın etkileyici stantlarından Sanatçı Kadınlar Derneği “Mutant” adlı projesi ile 2011 yılında
yaşanan Fukuşima nükleer felaketi sonrası kelebeklerde yaşanan genetik mutasyonlar karşısında
çevre ve genetik bozulmalara dikkat çekiyor.
Sanatçı Kadınlar Derneği sanatçıları Adile Homan, Asuman İnceayan, Aydan Özbalkan, Aysel Demli,
Ayşe Ertem, Ayşe Kürklü, Fulya Turan, Gülcan Acar, Hale Metin, Hatice Celebcioğlu, Hatice Suna
Sönmezalp, Lale Akyol, Leyla Bölünmez Coşkun, Nihal Arslan, Nilgün Sipahioğlu Dalay, Oya Arutan,
Selma Türlü, Sinem Öney, Şükran Ersoy ve Yasemin Coşkun farklı madde ve tekniklerde yaptıkları
eserlerle kelebeklerde yaşanan mutasyonları görünür kılıyorlar.

İsviçreli ressam Paul Klee’nin “ Sanat, görünmeyeni görünür kılmaktır” sözünü hatırlatarak Mutant
projesi hakkında bilgi veren Sanatçı Kadınlar Derneği Başkanı Yasemin Coşkun, insanın doğaya verdiği
büyük zararlara dikkat çekmek istediklerine vurgu yaparak, “X,Y,Z, gama ışınımları gibi etkenler,
canlıların DNA dizilimlerinde bozulmalara neden olarak fizyolojik ve biyolojik değişikliklere yol açar.
Kaos teorisindeki “kelebek etkisi” ilkesi, küçük bir sapmanın uzun vadede büyük sonuçlar
doğurabileceğini ifade eder. Çernobil, Fukuşima, Hiroşima ve Nagazaki gibi felaketler, çevreyi ve
genetik yapıları küresel ölçekte etkilemiştir. Kelebekler, yaşam döngülerinin narinliğiyle bu etkilerin
en çarpıcı göstergelerinden biridir. Mutasyona uğradıklarında yalnızca bireysel deformasyonlar değil,
ekosistemin bütünü zarar görür. 2011’deki Fukuşima nükleer felaketi sonrası kelebeklerde genetik
mutasyonlar tespit edilmiştir. Üçüncü nesilde buruşmuş kanatlar ve şekil bozuklukları gözlemlenmiş,
bu değişiklikler insanın doğaya verdiği zararların sessiz ama güçlü bir kanıtı olmuştur” ifadelerini
kullandı.

Coşkun, Mutant projesiyle insanın neden olduğu çevre felaketleri ile yaşamın bozulmasına vurgu
yapmayı amaçladıklarını belirterek, “Bu proje, mutasyona uğramış kelebeklerin kanatları aracılığıyla
çevre felaketlerinin görünmeyen izlerini vurgulamayı amaçlar. Kelebeklerdeki her deformasyon,
doğanın kırılganlığı ve insanlığın üzerindeki sorumluluğu hatırlatır. Doğanın korunmaya muhtaç
yapısını anlamak, insanlığın sürdürülebilir geleceği için hayati önem taşır” dedi.
“Zehirlenmemek için zehirli doğmak”

Sanatçı Sinem Öney ise örgü tel, inşaat teli, boru, plastik, kumaş ve çeşitli metaller kullanarak yaptığı
“Zehir” adlı eseriyle kelebeğin zehirli kurşunu omurgasına katarak zehirli doğuma vurgu yaptığını ifade ederek, “Kelebek radyasyondan zarar görmüş olarak doğuyor. Ama biliyorsunuz ki
radyoaktiviteye en dayanıklı malzemelerden biri kurşun. Bu kelebek kendini kurşunla yaratarak
mutant oluyor. Böylelikle radyoaktiviteye direnç gösteriyor fakat kurşun da zararlı. Yani zehirli
doğuyor zehirlenmemek için. Dolayısıyla hem dirençli ama hem kendine zararlı bir canlı olarak
doğuyor ”diye konuştu.



